Travmatik Olaylardan Sonra


30 Ekim İzmir depreminin etkisi hepimizin üzerinde. Bu konuda travma kavramını yeniden anmanın bize faydalı gelebileceğini, yaşadıklarımızı anlamlandırmamızı sağlayacağını düşündüm.

Travmatik olay, hayatımız akışında giderken o akışa düşen bir yıldırım gibidir. Bazıları bu yıldırımı yaşanan diğer zorlu hayat olayları gibi kabul ederek hayatının akışına geri döner. Bazıları için de artık akış yerine yıldırım yağmurları vardır. Bu kişilerde travmatik olay zorlu bir hayat olayı gibi belleğe kaydedilemez ve kişi artık yaşamının çoğu anında bu olayın gölgesini üzerinde hisseder. Zihnimiz çözemediğimiz ne varsa karşımıza çıkarma ve onu tekrar tekrar çözümleme üzerine çalışmaya eğilimlidir. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerin zihni bu nedenle yaşadıkları travmatik olayın görüntülerini ya da hatırlatıcılarını sürekli olarak görüntülerler. Ancak şu noktaya dikkat çekmemiz önemli, travmatik bir olaydan sonra bu olayın etkilerinin bir süre üzerimizde kalması “anormal bir olaya verdiğimiz normal bir tepkidir”. TSSB gibi klinik bozukluklardan bahsedebilmemiz için travmatik olayın üzerinden belli bir süre (1-3 ay) geçmesine rağmen hala olayın etkilerinin mevcut olması gerekir. Yani, son bir haftadır uykularınız bölük, iştahınız değişmiş, iletişim isteğiniz azalmış, aklınız depremin görüntülerine ve kaybettiklerimize takılmış olabilir, bunlar sizde bir bozukluk olduğunu değil, sağlıklı tepkiler geliştirdiğiniz anlamına gelir. Türkiye gibi sürekli olarak toplumsal travma kaynağı üreten bir ülkede yaşadığımız gerçeğini düşündüğümüzde, İzmir depremi gibi kitlesel etki yaratan travmatik olaylardan sonra kendimize mümkün olduğunca duygularımızı yaşamaya ve yaşam tempomuzu düşürmeye izin vermemiz bu anlamda oldukça önemli.


Kendinize ve sevdiklerinize mutsuz olmaları için izin verin.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör